Delâilü'l-Hayrât — 2. Pazartesi

Allahım! Zâhid peygamber, Vâhid (bir) ve Samed (her şeyin kendisine muhtaç olduğu) olan yegâne Melik'in (Allah'ın) elçisi Efendimiz Muhammed'e salât eyle.…

الحِزْبُ الثَّامِن

1

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ الزَّاهِدِ، رَسُولِ المَلِكِ الصَّمَدِ الوَاحِدِ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَاةً دَائِمَةً إِلَي مُنْتَهَى الآبَادِ، بِلَا انْقِطَاعٍ وَلَا نَفَادٍ، صَلَاةً تُنْجِينَا بِهَا مِنْ حَرِّ جَهَنَّمَ وَبِئْسَ المِهَادُ.

Allahım! Zâhid peygamber, Vâhid (bir) ve Samed (her şeyin kendisine muhtaç olduğu) olan yegâne Melik'in (Allah'ın) elçisi Efendimiz Muhammed'e salât eyle. Allah ona sonsuzluğa kadar uzanan, ne kesintiye uğrayan ne de tükenen; bizi cehennemin kavurucu sıcağından ve o kötü yataktan (azap yerinden) kurtaracak daimî bir salât ile salât ve selâm eylesin.

2

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ وَعَلَى آلِهِ وَسَلِّمْ، صَلَاةً لَا يُحْصَى لَهَا عَدَدٌ، وَلَا يُعَدُّ لَهَا مَدَدٌ.

Allahım! Ümmî peygamber Efendimiz Muhammed'e ve onun âline; adedi hesaba gelmeyen ve süresi ölçülemeyen bir salât ile salât ve selâm eyle.

3

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تُكْرِمُ بِهَا مَثْوَاهُ، وَتُبَلِّغُ بِهَا يَوْمَ القِيَامَةِ مِنَ الشَّفَاعَةِ رِضَاهُ.

Allahım! Efendimiz Muhammed'e; onun makamını (ve istirahatgâhını) şereflendireceğin ve kıyamet gününde şefaat hususunda onu tam bir rızaya (hoşnutluğa) kavuşturacağın bir salât ile salât eyle.

4

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ الأَصِيلِ، السَّيِّدِ النَّبِيلِ، الَّذِي جَاءَ بِالْوَحْيِ وَالتَّنْزِيلِ، وَأَوْضَحَ بَيَانَ التَّأْوِيلِ، وَجَاءَهُ الأَمِينُ سَيِّدُنَا جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ، بِالْكَرَامَةِ وَالتَّفْضِيلِ، وَأَسْرَى بِهِ المَلِكُ الجَلِيلُ، فِي اللَّيْلِ البَهِيمِ الطَّوِيلِ، فَكَشَفَ لَهُ عَنْ أَعْلَى المَلَكُوتِ، وَأَرَاهُ سَنَاءَ الجَبَرُوتِ، وَنَظَرَ إِلَى قُدْرَةِ الحَيِّ الدَّائِمِ البَاقِي الَّذِي لَا يَمُوتُ، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، صَلَاةً مَقْرُونَةً بِالْجَمَالِ، وَالحُسْنِ وَالكَمَالِ، وَالخَيْرِ وَالإِفْضَالِ.

Allahım! Vahiy ve Kur'an'la gelen, ayetlerin tevilini (manasını) en açık şekilde beyan eden; asil peygamber ve faziletli önder Efendimiz Muhammed'e salât eyle. Ona, güvenilir elçi Efendimiz Cebrail (aleyhisselam) ikram ve üstünlük nişanıyla gelmiş; Celîl olan yegâne Melik (Allah) onu kapkaranlık ve uzun bir gecede (İsra ve Mirac'a) yürütmüştür. Böylece yüce melekût âleminin perdelerini ona açmış, ceberût'un ihtişamını ona göstermiş ve hiç ölmeyecek olan, diri ve daimî olan Hayy'ın kudretini ona seyrettirmiştir. Allah ona selâm eylesin; güzellik ve cemalle, iyilik ve kemalle, hayır ve ihsanla mükemmelleştirilmiş bir salât ile (salât eylesin).

5

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ الأَقْطَارِ، وَصَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ وَرَقِ الأَشْجَارِ، وَصَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ زَبَدِ البِحَارِ، وَصَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ الأَنْهَارِ، وَصَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ رَمْلِ الصَّحَارِي وَالقِفَارِ، وَصَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ ثِقْلِ الجِبَالِ وَالأَحْجَارِ، وَصَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ أَهْلِ الجَنَّةِ وَأَهْلِ النَّارِ، وَصَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ الأَبْرَارِ وَالفُجَّارِ، وَصَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَدَدَ مَا يَخْتَلِفُ بِهِ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ.

Allahım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline yağmur damlaları adedince salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve âline ağaçların yaprakları adedince salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve âline denizlerin köpükleri adedince salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve âline nehirler adedince salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve âline çöllerin ve ıssız arazilerin kumları adedince salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve âline dağların ve taşların ağırlığı adedince salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve âline cennet ehlinin ve cehennem ehlinin sayısınca salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve âline iyilerin (ebrarın) ve günahkârların (füccarın) sayısınca salât eyle. Efendimiz Muhammed'e ve âline gece ile gündüzün dönüşümleri adedince salât eyle.

6

وَاجْعَلِ اللَّهُمَّ صَلَاتَنَا عَلَيْهِ حِجَابًا مِنْ عَذَابِ النَّارِ، وَسَبَبًا لِإِبَاحَةِ دَارِ القَرَارِ، إِنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ العَزِيزُ الغَفَّارُ، وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِهِ الطَّيِّبِينَ، وَذُرِّيَّتِهِ المُبَارَكِينَ، وَصَحَابَتِهِ الأَكْرَمِينَ، وَأَزْوَاجِهِ أُمَّهَاتِ المُؤْمِنِينَ، صَلَاةً مَوْصُولَةً تَتَرَدَّدُ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ.

Allahım! Ona ettiğimiz bu salavatı, cehennem azabına karşı bize bir perde ve o ebedi karar yurdu olan cennete girmemize bir vesile kıl. Şüphesiz sen her şeye galip olan Azîz, çokça bağışlayan Gaffâr'sın. Allah; Efendimiz Muhammed'e, onun tertemiz âline, mübarek zürriyetine, çok kıymetli ashabına ve müminlerin anneleri olan zevcelerine din (kıyamet) gününe kadar tekrar tekrar ulaşacak kesintisiz bir salât ile salât eylesin.

7

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِ الأَبْرَارِ، وَزَيْنِ المُرْسَلِينَ الأَخْيَارِ، وَأَكْرَمِ مَنْ أَظْلَمَ عَلَيْهِ اللَّيْلُ وَأَشْرَقَ عَلَيْهِ النَّهَارُ (3)

Allahım! İyilerin (ebrarın) efendisine, seçkin peygamberlerin ziynetine, üzerine gecenin çöktüğü ve gündüzün doğduğu kimselerin en şereflisine salât eyle. (3 kere)

8

اللَّهُمَّ يَا ذَا المَنِّ الَّذِي لَا يُكَافَى امْتِنَانُهُ، وَالطَّوْلِ الَّذِي لَا يُجَازَى إِنْعَامُهُ وَإِحْسَانُهُ، نَسْأَلُكَ بِكَ وَلَا نَسْأَلُكَ بِأَحَدٍ غَيْرِكَ، أَنْ تُطْلِقَ أَلْسِنَتَنَا عِنْدَ السُّؤَالِ، وَتُوَفِّقَنَا لِصَالِحِ الأَعْمَالِ، وَتَجْعَلَنَا مِنَ الآمِنِينَ يَوْمَ الرَّجْفِ وَالزِّلْزَالِ، يَا ذَا العِزَّةِ وَالجَلَالِ، أَسْأَلُكَ يَا نُورَ النُّورِ، قَبْلَ الأَزْمِنَةِ وَالدُّهُورِ، أَنْتَ البَاقِي بِلَا زَوَالِ، الغَنِيُّ بِلَا مِثَالِ، القُدُّوسُ الطَّاهِرُ، العَلِيُّ القَاهِرُ، الَّذِي لَا يُحِيطُ بِهِ مَكَانٌ، وَلَا يَشْتَمِلُ عَلَيْهِ زَمَانٌ، أَسْأَلُكَ بِأَسْمَائِكَ الحُسْنَى كُلِّهَا، وَبِأَعْظَمِ أَسْمَائِكَ إِلَيْكَ، وَأَشْرَفِهَا عِنْدَكَ مَنْزِلَةً، وَأَجْزَلِهَا عِنْدَكَ ثَوَابًا، وَأَسْرَعِهَا مِنْكَ إِجَابَةً، وَبِاسْمِكَ المَخْزُونِ المَكْنُونِ، الجَلِيلِ الأَجَلِّ، الكَبِيرِ الأَكْبَرِ، العَظِيمِ الأَعْظَمِ، الَّذِي تُحِبُّهُ، وَتَرْضَى عَمَّنْ دَعَاكَ بِهِ، وَتَسْتَجِيبُ لَهُ دُعَاءَهُ.

Allahım! Ey lütfuna karşılık verilemeyen iyilik sahibi! Ey nimetlerine ve ihsanlarına paha biçilemeyen, keremi sonsuz olan! (Kabirde ve hesapta) sorgu anında dillerimizi çözmeni, bizi salih ameller işlemeye muvaffak kılmanı ve o dehşetli sarsıntı ile deprem gününde bizi güvende olanlardan eylemeni, araya senden başka hiçbir kimseyi katmadan sadece senden, senin zatın hürmetine diliyoruz. Ey İzzet ve Celâl sahibi! Ey zamanlar ve çağlar öncesindeki nurların nuru! Zevalsiz baki olan, misli olmayan Ganiyy, Kuddüs, temiz, Aliyy ve Kahhâr olan sen; mekânın kuşatamadığı ve zamanın ihata edemediği sensin. Senden tüm güzel isimlerinle; sana en sevimli, katında en şerefli, sende en büyük sevabı olan ve senden en çabuk icabet gören isminle; o gizli ve saklı, Celîl ve en büyük Celâl, Kebîr ve en büyük olan, Azîm ve en büyük Azîm isminle — ki onu seviyorsun, onunla sana dua edeni razı kılıyorsun ve duasına icabet ediyorsun — senden diliyorum.

9

أَسْأَلُكَ اللَّهُمَّ بِلَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ الحَنَّانُ المَنَّانُ، بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ، ذُو الجَلَالِ وَالإِكْرَامِ، عَالِمُ الغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الكَبِيرُ المُتَعَالِ، وَأَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ العَظِيمِ الأَعْظَمِ الَّذِي إِذَا دُعِيتَ بِهِ أَجَبْتَ، وَإِذَا سُئِلْتَ بِهِ أَعْطَيْتَ، وَأَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ الَّذِي يَذِلُّ لِعَظَمَتِهِ العُظَمَاءُ وَالمُلُوكُ وَالسِّبَاعُ وَالهَوَامُّ وَكُلُّ شَيْءٍ خَلَقْتَهُ، يَا اللَّهُ يَا رَبِّ اسْتَجِبْ دَعْوَتِي، يَا مَنْ لَهُ العِزَّةُ وَالجَبَرُوتُ، يَا ذَا المُلْكِ وَالمَلَكُوتِ، يَا مَنْ هُوَ حَيٌّ لَّا يَمُوتُ، سُبْحَانَكَ رَبِّ مَا أَعْظَمَ شَاْنَكَ، وَأَرْفَعَ مَكَانَكَ، أَنْتَ رَبِّي، يَا مُتَقَدِّسًا فِي جَبَرُوتِهِ، إِلَيْكَ أَرْغَبُ، وَإِيَّاكَ أَرْهَبُ، يَا عَظِيمُ يَا كَبِيرُ، يَا جَبَّارُ يَا قَادِرُ يَا قَوِيُّ، تَبَارَكْتَ يَا عَظِيمُ، تَعَالَيْتَ يَا عَلِيمُ، سُبْحَانَكَ يَا عَظِيمُ، سُبْحَانَكَ يَا جَلِيلُ، أَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ العَظِيمِ التَّامِّ الكَبِيرِ، أَنْ لَا تُسَلِّطَ عَلَيْنَا جَبَّارًا عَنِيدًا، وَلَا شَيْطَانًا مَرِيدًا، وَلَا إِنْسَانًا حَسُودًا، وَلَا ضَعِيفًا مِنْ خَلْقِكَ، وَلَا شَدِيدًا، وَلَا بَارًّا وَلَا فَاجِرًا وَلَا عَبِيدًا وَلَا عَنِيدًا.

Allahım! Senden başka ilah olmadığına; senin çok merhamet eden (Hannân), bolca lütufta bulunan (Mennân), gökleri ve yeri yoktan var eden, Celâl ve İkram sahibi, gizliyi ve aşikârı bilen, çok ulu ve çok yüce olduğuna sığınarak senden niyaz ediyorum. Senden; kendisiyle dua edildiğinde icabet ettiğin, kendisiyle bir şey istendiğinde lütfettiğin o en büyük İsm-i Âzam'ın hürmetine istiyorum. Büyüklüğü karşısında büyüklerin, kralların, yırtıcı hayvanların, haşeratın ve yarattığın her şeyin boyun eğip zelil olduğu o ismin hürmetine senden diliyorum. Yâ Allah, yâ Rabbi, duama icabet eyle! Ey İzzet ve Ceberût (ihtişam) sahibi! Ey mülk ve melekûtun sahibi! Ey hiç ölmeyecek olan, daima diri (Hayy) olan! Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim Rabbim, şanın ne yüce, makamın ne âlidir! Sen benim Rabbimsin. Ey ceberûtunda mukaddes olan! Yalnızca sana yönelip rağbet ediyor ve yalnızca senden korkuyorum. Ey Azîm, ey Kebîr, ey Cebbâr, ey Kâdir, ey Kaviyy! Sen çok yücesin ey Azîm, şanın çok yücedir ey Alîm! Seni tenzih ederim ey Azîm, seni tenzih ederim ey Celîl! Senden o azametli, eksiksiz ve büyük ismin hürmetine niyaz ediyorum ki; ne inatçı bir zorbayı, ne isyankâr bir şeytanı, ne hasetçi bir insanı, ne yarattıklarından zayıf veya güçlü birini, ne bir iyiyi ne de bir kötüyü, ne de köleleri ve inatçıları üzerimize musallat etme.

10

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فَإِنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ الوَاحِدُ الأَحَدُ الصَّمَدُ، الَّذِي ﴿ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ . وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ كُفُوًا أَحَدٌ ﴾ ، يَا هُوَ يَا مَنْ لَّا هُوَ إِلَّا هُوَ، يَا مَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ، يَا أَزَلِيُّ يَا أَبَدِيُّ، يَا دَهْرِيُّ يَا دَيْمُومِيُّ، يَا مَنْ هُوَ الحَيُّ الَّذِي لَا يَمُوتُ، يَا إِلٰهَنَا وَإِلٰهَ كُلِّ شَيْءٍ إِلٰهًا وَاحِدًا، لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ.

Allahım! Senden niyaz ediyorum; zira ben şahitlik ederim ki, sen kendisinden başka ilah olmayan, Vâhid (bir), Ehad (tek) ve Samed (her şeyin kendisine muhtaç olduğu, kendisi ise hiçbir şeye muhtaç olmayan) Allah'sın. O Allah ki, doğurmamış ve doğurulmamıştır; hiçbir şey onun dengi olamaz. Ey 'O' olan, ey kendisinden başka 'O' olmayan! Ey kendisinden başka hiçbir ilah olmayan! Ey başlangıcı olmayan Ezelî, ey sonu olmayan Ebedî! Ey zamanın ötesinde olan, ey varlığı daimi olan! Ey hiç ölmeyecek olan Hayy! Ey bizim ilahımız ve her şeyin yegâne ilahı olan! Senden başka hiçbir ilah yoktur.

11

اللَّهُمَّ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ عَالِمَ الغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الرَّحْمَـٰنَ الرَّحِيمَ، الحَيَّ القَيُّومَ الدَّيَّانَ الحَنَّانَ المَنَّانَ، البَاعِثَ الوَارِثَ، ذَا الجَلَالِ وَالإِكْرَامِ، قُلُوبُ الخَلَائِقِ بِيَدِكَ، نَوَاصِيهِمْ إِلَيْكَ، فَأَنْتَ تَزْرَعُ الخَيْرَ فِي قُلُوبِهِمْ، وَتَمْحُو الشَّرَّ إِذَا شِئْتَ مِنْهُمْ.

Allah'ım! Ey gökleri ve yeri yoktan var eden, gizliyi ve aşikârı bilen, Rahmân ve Rahîm olan, Hayy ve Kayyûm olan, amellerin karşılığını veren (Deyyân), çokça merhamet eden (Hannân) ve bolca lütufta bulunan (Mennân)! Ey ölüleri dirilten (Bâis) ve her şeyin asıl sahibi olan (Vâris), ey Celâl ve İkram sahibi! Bütün mahlukatın kalpleri senin kudret elindedir, onların perçemleri (idareleri) sana aittir. Onların kalplerine hayrı eken sensin, dilediğinde onlardan kötülüğü silip atan da yine sensin.

12

فَأَسْأَلُكَ اللَّهُمَّ أَنْ تَمْحُوَ مِنْ قَلْبِي كُلَّ شَيْءٍ تَكْرَهُهُ، وَأَنْ تَحْشُوَ قَلْبِي مِنْ خَشْيَتِكَ، وَمَعْرِفَتِكَ وَرَهْبَتِكَ، وَالرَّغْبَةِ فِيمَا عِنْدَكَ، وَالأَمْنَ وَالعَافِيَةَ، وَاعْطِفْ عَلَيْنَا بِالرَّحْمَةِ وَالبَرَكَةِ مِنْكَ، وَأَلْهِمْنَا الصَّوَابَ وَالحِكْمَةَ، فَنَسْأَلُكَ اللَّهُمَّ عِلْمَ الخَائِفِينَ، وَإِنَابَةَ المُخْبِتِينَ، وَإِخْلَاصَ المُوقِنِينَ، وَشُكْرَ الصَّابِرِينَ، وَتَوْبَةَ الصِّدِّيقِينَ.

İşte bu yüzden senden diliyorum Allah'ım! Senden; kalbimden sevmediğin ve razı olmadığın her şeyi silmeni, kalbimi senin haşyetinle, marifetinle (seni hakkıyla tanımakla), korkunla, katında olanlara duyulan rağbetle, emniyet ve afiyetle doldurmanı, katından bir rahmet ve bereketle bize lütufta bulunmanı, bize doğruyu ve hikmeti ilham etmeni niyaz ediyorum. Allah'ım! Senden ayrıca; hakkıyla korkanların ilmini, sana gönülden boyun eğenlerin yönelişini, kesin ve sarsılmaz bir inanca sahip olanların (mûkinîn) ihlasını, sabredenlerin şükrünü ve sıddıkların (özü sözü bir olanların) tövbesini diliyoruz.

13

وَنَسْأَلُكَ اللَّهُمَّ بِنُورِ وَجْهِكَ الَّذِي مَلَأَ أَرْكَانَ عَرْشِكَ، أَنْ تَزْرَعَ فِي قَلْبِي مَعْرِفَتَكَ حَتَّى أَعْرِفَكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ، كَمَا يَنْبَغِي أَنْ تُعْرَفَ بِهِ، وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ خَاتَمِ النَّبِيِّينَ، وَإِمَامِ المُرْسَلِينَ، وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ تَسْلِيمًا، وَالحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ العَالَمِينَ.

Allahım! Arşının rükünlerini dolduran Zâtının nuru hürmetine, Seni hakkıyla, Sana yaraşır bir şekilde tanıyabilmem için kalbime marifetini nakşetmeni Senden niyaz ediyoruz. Allah'ın salât ve selâmı, peygamberlerin sonuncusu ve elçilerin önderi olan Efendimiz Muhammed'e, onun âline ve ashabına olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

Uygulamada açApp StoreGoogle Play